Saturday, December 15, 2007

Blog Yazarligi ve Yeni Bir Mim

Burcin'in Denemeleri blogunun becerikli ve sanatci ruhlu yazari Burcin, beni yeni bir oyuna davet etmis. Kendisine tesekkur ediyor ve sorulari hemen cevaplamaya basliyorum.

1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?

Ingilizce blogumu yazmaga 2005 yilinin Subat ayinda basladim. Yani yakinda blog yazari olarak 3. yilimi dolduracagim. Yakin arkadasim Ceyda, kardesimin esi Fatima ve kizim Zeynep ile tariflerimizi paylasmak, bir cesit tarif defteri olusturmak amaciyla bu ise girismistik. Bu nedenle Ingilizce yaziyorduk. Sonralari bu ise birlikte basladigimiz arkadaslarim farkli nedenlerle devam etmediler, sadece ben kaldim. Basta blogumla genis bir cevreye acilabilecegim hic aklimdan gecmiyordu, ama zaman icinde Turk okuyucularimin sayisi artti ve onlarin israriyla, 2005 yilinin Temmuz ayinda Bizim Pastane adli yeni bir blogda ilk Turkce tarifimi yayimladim. Bu tarif yanda resmini gordugunuz Kara Orman Peykeki idi.

2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

Yemek blogu yazdigim icin, icerigim bir anlamda belli zaten. Verdigim tarifler genellikle Ingilizce yemek kitaplarindan yapilan tercumeler seklinde oluyor. Tarif disi icerik de cogunlukla, yine tarifle, benim o tatliyi yaparkenki tecrubelerimle ve paylasmaya deger buldugum puf noktalariyla ilgili oluyor. Ziyaretcilerimin beklentilerinin bu oldugunu dusunuyor ve o dogrultuda yaziyorum. Konular bu anlamda sinirli olmakla beraber, bu durumun beni kisitladigini dusunmuyorum; zira benim de paylasmak istedigim sadece bunlar zaten. Bu cercevede yazarken zorlanmiyorum, yazdiklarim uzerinde oynadigim, onlari degistirdigim de pek olmuyor; icimden geldigi gibi yaziyorum.

3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Ilk baslarda boyle bir durum oldu gercekten. Aileme ve diger yapmam gereken bazi seylere yeterince vakit ayiramadigimi dusundum. Sonra onceliklerimi yeniden duzenledim, girislerimin arasini actim. Kimi zaman tarif vermedim, ya da sadece tarifin anahatlarini paylastim. Boylece, kendimce bir orta yol buldum.

4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Hayir, ya Bizim Pastane'nin israrla yeni giris bekleyen okuyuculari yok, ya da varsalar bile cok anlayislilar ki, hic boyle s1k1nt1li bir duruma girmedim. Aslinda, Bizim Pastane okuyucularinin cok seckin olduklarini dusunuyorum gercekten; iki yili askin suredir seviyeli bir iliskimiz oldu :) Umarim bu daha yillarca boyle surer.

5. Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Blog yazmak benim icin bir cok acidan tatmin edici bir ugras. Bir kere bu sayede ilgi saham olan pastacilik konusunda pek cok sey ogrendim. Sonra resim cekmege basladim ve bundan cok zevk alir oldum. Ayrica, bildigim bazi seyleri paylasmak bana cok bana buyuk manevi bir tatmin veriyor. Yurt disinda yasarken Turkce bir blog yazmak, memleketim ve insanimla aramda organik bir bag olmasini sagliyor. Yuzyuze gorusmedigim, fakat herbiri benim icin cok degerli olan bircok arkadasim oldu bu sayede. Butun bu nedenlerden oturu, blog yazmaktan kolay kolay vazgecebilecegimi zannetmiyorum.

Simdi sira birilerini bu oyuna davet etmeye geldi. Zevkle takip ettigim Rabia'yi, mutfak kultur ve tecrubesine hayran oldugum nazik arkadasim Munevver'i, ve s1k sik iyi ki bir blog acmis dedigim Isil'i davet ediyorum ben de.

14 Comments:

Anonymous melike said...

şu 4. madde ile ilgili birşey söylemek istiyorum aslında sitede hergün yeni bir tarif görünce çok heyecanlanıyorum hatta siz yaz tatilinde uzunca bir süre dönmeyince o tatlıyı görmekten bıkmıştım ama biraz düşünüyorumda mesela ben kendim bir blogum olsa hergün yeni tarif eklemek için yeni tarifler denesem(ki denemediğim halde 95 kiloyum birde 17 yaşında bir genç kız:( düşünün hiç bir istediği elbiseyi giyemeyen küçüklüğünden beri kot pantolon reyonlarına gözü yaşlı bakarak geçen ben(çok özür dilerim belki konu ile alakası bile yokken yazdım)o zaman varın siz hergün deneyenlerin kilosunu hesaplayın işte bu yüzden yemek bloglarının vede pasta bloglarından bu işi meslek haline getirenleri işi kolay ya birde yaptıklarını kendi yiyen bir aile bu arada yanlış anlaşılma olmasın bir misafir gelmedikçe kardeşimin dershanesinde etütler kermesler için istenmedikçe pasta falan yapmıyorum
kafanızı şişirdiysem özür dilerim
zinnur abla sana bu konuda çok anlayış göstermemiz gerek ve ben gösteriyorumda
sevgiler&melike

12/15/2007 10:50:00 AM  
Blogger Burçin'in Denemeleri said...

Beni kırmayarak, her zaman alışık olduğumuz nazik ve içten üslubunla verdiğin bu şahane cevaplar için ve hakkımda yazdıkların için çok teşekkür ederim Zinnur'cuğum.

Sevgiler,

12/15/2007 01:01:00 PM  
Anonymous melike said...

ben denemeleri genelde üstte yazdığım kriterler olmadıkça yapmıyorum ama yaptığım da her zaman tutan bir tarifi önceden yapıp işimi garantiye alıyorum sonra deniyeceklerimi deniyorum tutmasa eli boş misafirleri ağırlamak olmadığı için önceden hazırladıklarımı kullanıyorum annem bu konuda hiç anlayış göstermiyor boş yere neye deneme yapıyosun her zaman tutan sağlam tarifi yap diyor
annemin benim yeni şeyleri denememi istememesinin sebebi malz. ziyan olur düşüncesiyle geçen gün makaron yaparken pudra şekeri ve fıstığı robotta çekerken bunuda yeni duyuyorum yeni adetler çıkarma robot yanıcak şimdi dedi
ama ben annemi bu halleri ilede çok seviyorum o olmasa ben ne yapardım diyorum allah anneleri olmayanlara yardım etsin çünkü ben anneme böyle zamanlarda kızdığımda ondan ayrı kaldığım 1 saat içinde değerini anlıyorum
herşeyden şikayet eden bir kızmı oldum?:(ben öyle değilim gerçekten

12/15/2007 01:38:00 PM  
Blogger IŞILCA TATLAR said...

Sevgili Zinnur,
Bir haftadır internetteki problemler yüzünden bloğumdan ve sizlerden ayrı kalmıştım. Bugün kısmen de olsa açılınca hemen ziyaretine geldim ve beni bu oyuna davet ettiğini görünce çok onurlandım.İnşallah bir problem daha da çıkmaz da hemen soruları yanıtlarım.
Bu arada kestaneli makaronları tarifine sadık kalarak içine hem kestane püresi hem de (Hem hamuruna hem de kremasına) kahve koyarak denedim ve herkes çok beğendi.Çok lezzetliydiler. Bu gün yine ama bu sefer de hindistan cevizi ile denedim. Şekilleri çok başarılı oldu. İçine badem yerine h. cevizi konulunca tadı da makarondan çok koko kurabiyelere benzedi.Resimleri bloğumda yer alıyor.
Yalnız, daha önce de ilettiğim gibi geçen yıl yaptığım fıstıklı ve bademlilerin şekilleri de çok düzgün oluyorlardı.Ancak nedense son yaptığım fıstıklılar öyle olmuyorlar. Bayramda ziyaretlerde hediye olarak makaron götürmeyi düşünüp ve bolca da yapmayı planladığımdan şekillerinin de çok düzgün olmasını istiyorum. Bu aralar birkaç denemem de hep bu sorunla karşılaştım. Aynı hamur hatta aynı tepsidekilerin bir kısmının üzerleri ya çatlıyor yada yamuk kabarıyorlar, bir kısmı da çok düzgün oluyor.Bu daha çok da fıstıklılarda başıma geliyor. Bademe göre daha hacimli gibi duruyorlar, aynı gramajlarla yaptığım halde fıstıklı olanlar daha koyu kıvamlılar.Acaba fıstığın miktarını biraz azaltsam veya da yumurta akını(8o gr.koyuyorum) biraz daha çoğaltsam nasıl olur. Birde sıcak ortamda biraz daha az bir süremi bekletmek lazım kurumaları için.Ne kadar çok soru sordum değil mi?
Dediğin gibi sürekli yenilen pehlivan güreşe doymazmış hesabı ben de senin yaptığın gibi güzel makaronları yeniden yapabilirim inşallah. Sevgili pastacımız, makaron kraliçemiz;
Sorularımla başını ağrıtmak istemiyorum ancak aklına gelebilen başka birşey varsa bildirirsen çok sevinirim.
Şimdiden bayramını kutlar, sevdiklerinle beraber, mutlu, sağlıklı, bol lezzetli nice bayramlar dilerim.
Sevgilerimle,

12/15/2007 05:38:00 PM  
Blogger zinnur said...

Melike, blog isine bulastiktan sonra, benim de bir kilo problemim oldu. Yok, duzelteyim, kilo derdi hep vardi da, daha ciddi boyutlara ulasti. Son zamanlarda aldiklarimin cogunu verdim neyse ki. Umarim sen de verirsin, gercekten insani bir cok yonden kisitlayici olabiliyor fazla kilo. Sagliga zararlari da tartisilmaz. Herhalde isin sirri, once kime yedirteceginin hesabini yapip, sonra pisirmek olsa gerek.

Melike'cigim, aralikli girisler icin anlayisina tesekkur ederim bu arada.

12/16/2007 12:45:00 PM  
Blogger zinnur said...

Rica ederim, Burcin'cigim. Esas ben bu oyunda yer almama vesile oldugun icin tesekkur ederim.
Sevgiler,

12/16/2007 12:49:00 PM  
Blogger zinnur said...

Melike, annen sikayet etmis bastan, ama sonradan yaptigin makaronlari begenmistir diye umuyorum. Benim de yemek konusundaki ilgi saham anneminkine pek uymaz gerci, yine de hayatta yedigim en guzel yemekleri onun elinden yedim. Annelerimizin hayatimizdaki yeri bambaska muhakkak ki. Keske annecigim burda olsa da, herseyime karissa :)
Sevgiler,

12/16/2007 12:53:00 PM  
Blogger zinnur said...

Isil, cok tesekkur ederim nazik sozlerine, ama makaronlar soz konusu oldugunda ben de bir comezim sadece. Ogrenecek o kadar cok sey var ki!

Sorularina emin olmadigim, tahmini cevaplar vermek istemiyorum. Bircok kere basarili makaronlar yapmis, kendi mutfaginin sartlarine cok daha hakim biri olarak, eminim ki, senin tahminlerin benimkilerden cok daha yerinde olacaktir. Yine de saniyorum ki, problem firin isinin esit olarak dagilmiyor olmasi olabilir. Bunun icin, pisirme suresinin yarisinda, tepsinin yerini degistirebilirsin, yani kapiya yakin kismi, arkaya verebilirsin. Bakalim bir sey farkedecek mi? Kuruma suresi icin de, esas kriter, parmaginla dokundugunda bulasmamasi ve olusan kabugu hissedebilmen. Bu bir saatten daha kisa surede gerceklesiyorsa, hic problem yok, hemen pisirebilirsin. Bir saatte olmuyorsa, oluncaya kadar daha uzun sure bekletmek gerekebilir.

Simdiden bayramini kutluyorum. Bayram hediyesi olarak senin makaronlari alacak o sansli insanlardan olmak isterdim dogrusu. Ellerine saglik diyor, sevgilerimi yolluyorum.

12/16/2007 01:06:00 PM  
Anonymous melike said...

inşallah sende annene kavuşursun zaten bende dediğim gibi ona kızsamda ayrı kaldığım dakikada değerini anlıyorum
makaronlar hakkında yiyebilseydi belki beğenirdi(kendisi şeker hastası olduğu için yemesi yasak)ama onun damak zevkine uymuyor bu tür şeyler
zinnur abla birşey isteyebilirmiyim şu yorum yazarken kelime doğrulama kodunu kaldırsana bazen harfler karışık olduğu zaman anlaşılmıyor yanlış yazıncada hata veriyor iyiki yorum silinmiyorda bir daha baştan yazmak zorunda kalmıyorum çünkü çok unutkanım az önce ne yazdığımı bile unuttum

12/16/2007 01:15:00 PM  
Blogger sekergibi said...

zinnurum
ne güzel cevaplar vermişsin sorulara
çok doğal. olduğun gibi seni tanımak çok güzel.
bayramın şimdiden kutlu olsun.
sevgiler

12/17/2007 08:25:00 AM  
Blogger zinnur said...

Melike, onu kaldirinca bir suru spam yorum geliyor ve ayiklanmasi gerekiyor. Biliyorum, can s1k1c1 bir sey ama daha once bir defa kaldirdim ve spam bombardimani hemen baslayinca, geri koymak zorunda kaldim. Onun icin simdilik dursun, olur mu?
Sevgiler,

12/17/2007 09:16:00 AM  
Blogger zinnur said...

Tulin, cok tesekkur ederim. Senin de bayramin kutlu olsun.
Sevgiler,

12/17/2007 09:22:00 AM  
Anonymous melike said...

ben hiç bu bakımdan düşünmemiştim
o zaman kalsın o spam mesajlardan ve rahatsız edici maillerden nasibimi aldığım için ne demek olduğunu anlıyorum keşke maillerimizede bu şeylerden kurulsa belki spam mesajlar bu kadar çok gelmez

12/17/2007 12:30:00 PM  
Blogger AYSEL said...

MUTLU, HUZURLU, SAĞLIKLI, NEŞE DOLU ŞEKER TADINDA BİR BAYRAM DİLİYORUM... SEVGİYLE...

12/18/2007 12:06:00 PM  

Post a Comment

Links to this post:

Create a Link

<< Home